İnfertilite Tedavisi Antalya

İnfertilite Tedavisi Antalya

Antalya’da yaşıyorsanız ve İnfertilite Tedavisi Antalya hizmeti sunan güvenilir, tecrübeli İnfertilite Uzmanı arıyorsanız doğru adrestesiniz. Bizimle iletişime geçerek İnfertilite Tedavisi, Kısırlık Tedavisi, Tüp Bebek Tedavisi ve Aşılama Tedavisi gibi konularda detaylı bilgi alarak karar vermenizi kolaylaştırabilirsiniz.

Antalya İnfertilite Nedir ?

Antalya İnfertilite, herhangi bir korunma yöntemi kullanmaksızın en az bir yıllık süre içerisinde çiftin düzenli cinsel ilişkiye girmesine rağmen kadının gebe kalamaması olarak tanımlanır. Primer infertilite; daha önce gebelik oluşmamış durumu ifade etmek için kullanılır. Sekonder infertilite;  bir ya da daha fazla gebelik öyküsünün olması, ancak daha sonra bir yıl boyunca korunmasız cinsel ilişkide bulunulmasına karşın gebelik oluşmamasıdır.

Türkiye’de yaklaşık her 100 çiftten 15’i infertilite sorunu yaşamaktadır ve yaş ilerledikçe daha sık görülür. İnfertilite üreme sistemiyle ilgili bir sağlık sorunu olmasının yanında, hem bireyi hem de toplumu etkileyen biyolojik, sosyal, kültürel ve psikolojik boyutları olan bir durumdur. Bir taraftan infertilitenin kendisi, diğer taraftan üremeye yardımcı tedavi  yaklaşımları, bireylerin  fiziksel ve emosyonel enerjisinde azalmaya yol açıp  cinsel işlev bozukluğu, depresyon ve kaygıya neden olabilmektedir. Bu etkiler kadınlarda erkeklere oranla daha yoğun olmaktadır. İnfertilite gelişmekte olan ülkelerde, geniş aile yapısına sahip ve toplumsal ilişkileri daha yoğun olan çiftlerde daha büyük sorunlara sebep olmaktadır.

Antalya İnfertilite Nedenleri?

Düzenli korunmasız cinsel ilişkiye giren çiftlerin % 85’de bir yıl içinde gebelik gerçekleşmektedir. İnfertil çiftlerin % 10-15’de tüm araştırmalara rağmen bir sebep bulunamaz, bu duruma Açıklanamayan İnfertilite denir. İnfertilite nedenlerinin yaklaşık % 40’ı kadınla ilişkili faktörlere, % 40’ı erkekle ilişkili faktörlere, % 20’si ise hem kadın hem de erkekten kaynaklanan faktörlere bağlıdır. Ayrıca primer infertilite % 60-75, sekonder infertilitenin ise % 25-40 oranında gözükmektedir.

Kadınlarda yaşlanmakla birlikte doğurganlıkta azalma görülür. Doğurganlığın en fazla olduğu yaş aralığı 20-32’dir. Doğurganlık 32-35 yaşlarına kadar belirgin azalmasa da, 38 yaşından itibaren hızlıca azalma eyilimindedir. 40’lı yaşlara gelindiğinde çoğunlukla doğurganlık kaybı görülmektedir. Bu nedenle 40 yaşın üzerinde infertilite tedavisine başlanması gerekmektedir. Erkeklerde yaşın doğurganlığa etkisi kadınlar kadar olmasa da, yaşlanmakla birlikte sperm sayı ve hareketliliği azalmaktadır.

Antalya İnfertilite Belirtileri Nelerdir?

Korunmasız düzenli cinsel ilişkiye rağmen gebelik oluşmaması infertilite olarak tanımlansa da, bazı özel durumlarda çiftlerin erken zamanda değerlendirilmesi önemlidir.

  • Kadınla ilgili özellikli durumlar; adet düzensizlikleri ya da hiç adet olamama, gebelik haricinde memelerden süt gelmesi, aşırı kilo ve hormon bozukluğuna bağlı olabilecek tüylenme ve akne problemi, vajinismus
  • Erkekle ilgili özellikli durumlar; sertleşme ve boşalma ile ilgili sorunlar, testislerde ağrı  ya da şişme, çok az meni olması, cinsel isteksizlik
Antalya İnfertilite Uzmanı

İnfertil çiftin değerlendirilmesi

İnfertilite değerlendirilmesinde temel amaçlar; bu duruma  sebep  olabilecek  faktörleri tespit ettikten sonra çiftlere prognoz hakkında  bilgi vermek,  danışmanlık ve eğitim sağlamak,  değerlendirme sonuçlarından sonra  tedavi seçenekleri sunmaktır. 35 yaşından sonra yumurtalık yaşlanmasına bağlı olarak doğurganlıkta anlamlı azalma meydana geldiği için 35-40 yaş arası kadınlarda infertilite değerlendirmesi 6 aylık korunmasız cinsel ilişki sonrası gebelik elde edilemediğinde, 40 yaş üzeri kadınlarda ise 6 ay  beklemeden infertilite değerlendirilmesi başlanmalıdır.

Değerlendirmede ilk ve en önemli basamak çiftlerden birlikte  ayrıntılı  öykü almaktır.

Öyküde çiftlerde;  çiftlerin yaşı, evlilik ve infertilite süresi, seksüel ilişki sıklığı,  daha önce kullanılan doğum kontrol  yöntemi ( kullandıysa hangi yöntemi, ne kadar süre ile kullandığı), yaşam tarzı özellikleri (çalışma koşulları, sigara, alkol, madde kullanımı, kafein tüketimi, beslenme şekli, stres), kullanılan ilaçlar ( anti-hipertansif, anti-depresan), mesleki açıdan maruz kalabilinecek toksik ajanlar ( civa, kurşun), gonatoksik tedavi ( kemoterapi, radyoterapi) ayrıntılı bir şekilde sorgulanmalıdır.

Öyküde kadının;  adet döngüsü öyküsü ( adet yaşı, süresi ve sıklığı, adete eşlik eden semptom varlığı), galaktore (göğüslerden süt gelmesi), hirsutizm (aşırı kıllanma), daha önceki gebelikleri, varsa gebelik sonucu, tekrarlayan gebelik kaybı öyküsü, doğum veya düşük sonrası enfeksiyon hikayesi, geçirilmiş infeksiyon ( pelvik infeksiyon, tüberküloz) ve ameliyat (sezaryen,apendektomi) sorgulanır.

Öyküde erkeğin; sistemik hastalık varlığı (diyabet/hipertansiyon), erektil disfonksiyon ve ejakulasyon problemi, libido kaybı, daha önce bir partneri varsa ondan çocuğu olup olmadığı geçirilmiş infeksiyon ( kabakulak, seksüel yolla geçen hastalık) ve ameliyatı ( varikosel, hidrosel, inmemiş testis, kasık fıtığı) sorgulanır.

İnfertilitenin değerlendirilmesinde kadına yönelik testler

  • Yumurtalıkların ve rahmin ultrasonografi ile değerlendirilmesi,
  • Yumurtalık rezervinin hormon testleri ile değerlendirilmesi,
  • Tüplerin rahim filmi  (histerosalpingografi) ile değerlendirilmesi.

Kadında yumurta rezervinin değerlendirilmesi için adetin 2-5. gün arasında FSH,LH, östrodiol, TSH, prolaktin ve gerekirse AMH testlerinin yapılması gerekir. Kadınlarda yumurtlamanın varlığı, beklenen adetten 7  gün önce yapılabilecek progesteron düzeyi ile tespit edilebilir.

İnfertilite değerlendirilmesinde erkeğe yönelik testler

Laboratuvar değerlendirmesinin temel taşı olan semen analizinde ( spermiogram); semen hacmi ve  konsantrasyonu, sperm hareketliliği ve  morfolojisi değerlendirilir. Erkekte cinsel fonksiyon bozukluğunda ( libido kaybı, ereksiyon probleml), hormonal ( FSH,LH,testosteron, prolaktin) değerlendirilme önerilir.