İçindekiler 13
- Endometriozis (Çikolata Kisti) Nedir?
- Endometriozis Neden ve Nasıl Oluşur?
- Endometriozis Sıklığı Nedir?
- Endometriozis İçin Risk Faktörleri Nelerdir?
- Endometriozis Belirtileri Nelerdir?
- Endometriozis Evreleri Nelerdir?
- Derin Endometriozis Nedir?
- Endometriozis Nasıl Teşhis Edilir?
- Endometriozis Tedavisi Nasıl Yapılır?
- Endometriozis ve Kısırlık: Endometriozis Gebe Kalmayı Engeller mi?
- Endometriozis Tehlikeli mi?
- Antalya Endometriozis Tedavisi
- Sıkça Sorulan Sorular
Endometriozis (Çikolata Kisti) Nedir?
Endometriozis, üreme çağındaki kadınların yaklaşık %10’unu etkileyen karmaşık ve kronik bir hastalıktır. Rahim iç tabakasını oluşturan endometrial dokunun rahim dışında, özellikle pelvik bölgede yer alması ile karakterize edilir. Endometriozis en çok pelvik bölgedeki organlarda, özellikle periton zarı, yumurtalıklar, fallop tüpleri, mesane ve bağırsaklarda bulunur. Ayrıca, göbek deliği ve önceki cerrahi yaralar gibi daha az yaygın yerlerde de görülebilir. Bu durum, şiddetli ağrılara, kısırlığa ve yaşam kalitesinin düşmesine yol açabilir. Endometriozis yumurtalığa yerleştiğinde, her adet döneminde içine kan biriken kistler oluşabilir. Zamanla koyulaşan bu kan, kahverengi ve yoğun bir görünüm aldığı için bu kistlere halk arasında “çikolata kisti”, tıpta ise endometrioma adı verilir. Çikolata kisti, endometriozisin en sık karşılaşılan ve ultrasonla en kolay saptanabilen formudur. Kistin büyüklüğü ve yumurtalık rezervi üzerindeki etkisi, tedavi planını doğrudan belirler.Endometriozis Ne Demek?
Kelime, rahim iç tabakası anlamına gelen “endometrium” ile hastalık durumunu ifade eden “-ozis” ekinin birleşiminden oluşur. Kısaca, rahmin iç zarına benzeyen dokunun olması gereken yerin dışında büyümesi anlamına gelir. Bu doku, rahim dışında olsa da hormonlara rahim içindeki gibi yanıt verir. Her adet döneminde bu odaklar da kanar, ancak bu kan vücuttan dışarı atılamaz. Biriken kan çevre dokularda iltihaplanmaya, ağrıya ve organlar arasında yapışıklıklara yol açar. Rahim kasının içine yerleşen benzer tabloya ise adenomiyozis denir ve endometriozisle birlikte görülebilir.Endometriozis Neden ve Nasıl Oluşur?
Endometriozisin nedenleri hala tam olarak anlaşılamamakla birlikte gelişiminde bir dizi faktörün rol oynadığını düşünülmektedir. Endometriozis, çok faktörlü bir hastalık olarak kabul edilir ve gelişiminde birden fazla etken rol oynar. Retrograd menstrüasyon, genetik yatkınlık, hormonal dengesizlikler ve çevresel faktörler gibi çeşitli teoriler, bu hastalığın nedenleri konusunda ipuçları sunmaktadır. Ancak, endometriozisin tam olarak neden oluştuğunu anlamak için daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır.1. Retrograd Menstrüasyon Teorisi
Endometriozisin en yaygın kabul gören teorilerinden biri retrograd menstrüasyon teorisidir. Bu teoriye göre, adet kanının bir kısmı fallop tüpleri aracılığıyla geriye doğru pelvik boşluğa akar. Bu kanın içinde bulunan endometrial hücreler, pelvik organlara tutunarak orada büyümeye başlar. Normalde bağışıklık sistemi bu hücreleri yok eder, ancak bazı kadınlarda bu hücreler hayatta kalır ve endometriozis lezyonlarına dönüşür. Retrograd menstrüasyonun her kadında meydana geldiği, ancak endometriozisli kadınlarda bağışıklık sisteminin bu hücreleri ortadan kaldıramadığı düşünülmektedir.2. Genetik Faktörler
Genetik yatkınlık, endometriozis gelişiminde önemli bir rol oynayabilir. Endometriozisli kadınların birinci derece akrabalarında (anne, kız kardeş, kız çocuk) bu hastalığın görülme olasılığı daha yüksektir. Araştırmalar, endometriozis ile ilişkili olabilecek bazı genetik varyantları tanımlamıştır. Bu genetik varyantlar, bağışıklık yanıtını, hücre büyümesini ve iltihaplanmayı etkileyebilir. Ancak, endometriozisin gelişiminde genetik faktörlerin tam olarak nasıl bir rol oynadığı hala araştırılmaktadır.3. İmmünolojik Bozukluklar
Endometriozisli kadınların bağışıklık sisteminde bazı bozukluklar olabilir. Normalde bağışıklık sistemi, rahim dışında büyüyen endometrial hücreleri tanır ve ortadan kaldırır. Ancak, bağışıklık sistemindeki işlev bozuklukları, bu hücrelerin hayatta kalmasına ve büyümesine izin verebilir. Bu bozukluklar, vücudun kendi hücrelerine karşı anormal bir yanıt geliştirmesiyle karakterize olan otoimmün hastalıklarla da ilişkilendirilebilir. Bağışıklık sistemi, rahim dışında bulunan endometrial dokuları temizlemeye çalışırken bu bölgelerde iltihaplanma oluşabilir. Zamanla bu iltihaplanma, nedbe dokusu ve pelvik organlar arasında yapışıklıkların oluşmasına neden olabilir.4. Hormonal Dengesizlikler
Endometriozis, östrojen hormonuna bağımlı bir hastalıktır. Östrojen, endometrial dokunun büyümesini teşvik eder. Bu nedenle, östrojen seviyelerindeki anormal artışlar veya östrojenin vücut tarafından işlenmesindeki bozukluklar, endometriozis gelişimine katkıda bulunabilir. Araştırmalar, endometriozisli kadınların endometrial dokusunun, normalden daha fazla östrojen üretebildiğini veya östrojene karşı aşırı duyarlı olduğunu göstermektedir.5. Çevresel Faktörler
Çevresel toksinler ve kimyasallar, endometriozis gelişiminde rol oynayabilir. Özellikle, poliklorlu bifeniller (PCB’ler) ve dioksinler gibi bazı kimyasallar, hormonal dengesizliklere yol açarak endometrial hücrelerin rahim dışında büyümesine neden olabilir. Bu kimyasallar, endokrin bozucular olarak bilinir ve vücudun hormon üretimi ve işleyişini olumsuz etkileyebilir.6. Metaplazi Teorisi
Metaplazi teorisi, bazı dokuların endometrial hücrelere dönüşebileceğini öne sürer. Bu teoriye göre, periton gibi bazı dokular, belirli koşullar altında endometrial dokuya dönüşebilir. Bu dönüşüm, hormonal değişiklikler veya iltihaplanma gibi çevresel faktörler tarafından tetiklenebilir. Metaplazi teorisi, özellikle nadir görülen endometriozis türlerinin açıklanmasında önemlidir.7. Lenfatik ve Damar Yayılımı
Bazı araştırmacılar, endometrial hücrelerin lenfatik sistem veya kan damarları yoluyla vücudun diğer bölgelerine yayılabileceğini öne sürmektedir. Bu teori, endometriozisin nadir görülen bazı uzak organlarda (akciğer, beyin gibi) nasıl ortaya çıkabileceğini açıklamaya çalışır. Lenfatik ve damar yayılımı teorisi, endometriozisin yaygınlığını ve farklı bölgelerdeki yerleşimini anlamada yardımcı olabilir.8. Cerrahi Skar İmplantasyonu
Geçmişte geçirilen cerrahi operasyonlar, endometrial hücrelerin cerrahi skar bölgelerinde yerleşmesine ve büyümesine neden olabilir. Özellikle sezaryen veya diğer pelvik cerrahilerden sonra, endometrial dokuların skar dokusunda büyüdüğü gözlemlenmiştir. Bu durum, endometriozisin bazı cerrahi müdahaleler sonrasında neden ortaya çıktığını açıklayabilir. Endometriozis neden olur sorusu, tıbbi araştırmaların odak noktalarından biridir. Hastalığın kesin nedenleri hala tam olarak bilinmemekle birlikte, birçok teori bu konuda önemli ipuçları sunmaktadır. Endometriozis belirtileri yaşıyorsanız, bir uzmana danışarak erken teşhis ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi almanız önemlidir. Bu sayede, hastalığın olası komplikasyonlarından korunabilir ve yaşam kalitenizi artırabilirsinizEndometriozis Sıklığı Nedir?
Endometriozis, genellikle üreme çağındaki (15-49 yaş) kadınlarda görülür ve en yaygın olarak 30’lu yaşlarda teşhis edilir. Her 10 kadından birinde bu hastalık görülürken, adet sancısı, ağrılı cinsel ilişki ve kronik pelvik ağrısı olan kadınlarda bu oran %70’e kadar çıkmaktadır. İnfertilite (kısırlık( sorunu yaşayan kadınların ise %30-40’ında endometriozis bulunmaktadırEndometriozis İçin Risk Faktörleri Nelerdir?
Endometriozis, kadınların üreme sisteminde ortaya çıkan ve kronik pelvik ağrıya, kısırlığa ve diğer ciddi sağlık sorunlarına yol açabilen bir hastalıktır. Bu hastalığın gelişiminde birçok risk faktörü rol oynamaktadır. Bu makalede, endometriozis risk faktörlerini detaylı bir şekilde inceleyerek, hastalığın oluşum mekanizmasını anlamaya yönelik bilimsel bilgiler sunacağız.1. Genetik Yatkınlık
Endometriozisin gelişiminde genetik faktörler önemli bir rol oynamaktadır. Ailede, özellikle birinci derece akrabalarda (anne, kız kardeş) endometriozis öyküsü olan kadınlarda bu hastalığın görülme riski önemli ölçüde artmaktadır. Araştırmalar, endometriozisli kadınların kız kardeşlerinde ve annelerinde hastalığın daha yaygın olduğunu göstermektedir.2. Erken Adet Görme (Menarş)
Erken yaşta adet görmeye başlama, endometriozis riskini artıran önemli faktörlerden biridir. Menarş yaşı ne kadar erken olursa, bir kadının yaşamı boyunca maruz kaldığı östrojen hormonu miktarı da o kadar fazla olur. Bu durum, endometriozis gelişimini tetikleyebilir.3. Adet Döngüsü Karakteristikleri
Düzensiz ve kısa adet döngüleri (21 günden kısa), uzun süren adet kanamaları (7 günden uzun) ve ağır adet kanamaları da endometriozis riskini artırabilir. Bu tür adet döngüleri, rahim içi dokunun daha fazla maruz kalmasına ve vücudun bu dokuyu uygun şekilde atamamasına neden olabilir.4. Vücut Kitle İndeksi (VKİ)
Düşük vücut kitle indeksi (VKİ), yani zayıf kadınlar, endometriozis için daha yüksek risk altındadır. Düşük yağ oranı, östrojen seviyelerini etkileyebilir ve bu da endometriozisin gelişimini kolaylaştırabilir. VKİ ile ilgili diğer çalışmalar, aşırı kilolu veya obez kadınların da risk altında olabileceğini öne sürmektedir, ancak bu konu daha fazla araştırma gerektirmektedir. Yağlı yiyeceklerle beslenme, et tüketimini fazla olması, fazla kafein tüketimi gibi beslenme alışkanlıkları da endometriozise yatkınlığı arttırabilir.5. Hormonal Dengesizlikler
Endometriozisin gelişiminde östrojen hormonunun aşırı üretimi veya hormonal dengesizlikler de önemli rol oynar. Östrojen, endometrium dokusunun büyümesini teşvik eder ve bu hormonun anormal derecede yüksek seviyeleri, endometriozis riskini artırabilir. Hormonal dengesizliklere bağlı olarak, doğurganlık tedavileri gören kadınlar da risk altındadır.6. İmmün Sistem Anomalileri
Bağışıklık sisteminin işlev bozukluğu da endometriozise katkıda bulunabilir. Zayıf bir bağışıklık sistemi, endometrium hücrelerinin rahim dışına yerleşmesini ve çoğalmasını engelleyemez, bu da hastalığın yayılmasına yol açabilir. Bu nedenle, immün sistemle ilgili sorunlar yaşayan kadınlar, endometriozis gelişimi açısından daha yüksek risk altındadır.7. Çevresel Faktörler
Çevresel toksinlere maruz kalma, endometriozis riskini artırabilir. Özellikle dioksinler ve PCB’ler gibi endokrin bozucu kimyasallar, hormon seviyelerini etkileyerek hastalığın gelişmesine katkıda bulunabilir. Bu maddelere maruz kalmanın minimize edilmesi, riskin azaltılmasına yardımcı olabilir.8. Diğer Sağlık Durumları
Bazı sağlık koşulları da endometriozis riskini artırabilir. Örneğin, polikistik over sendromu (PCOS) ve diğer hormonal dengesizlikler, endometriozis gelişimi için risk faktörleri arasında yer alabilir. Ayrıca, üreme organlarında yapısal anomalilere sahip kadınlar da daha yüksek risk altındadır.Endometriozis Belirtileri Nelerdir?
Endometriozis nedir sorusunun yanıtını en iyi anlatan unsur, hastalığın yarattığı belirtilerdir. Endometriozis belirtileri kadından kadına büyük farklılık gösterir. Bazı kadınlar yoğun ağrı yaşarken, bazılarında hastalık yalnızca gebe kalamama nedeniyle yapılan incelemelerde ortaya çıkar. Belirtilerin şiddeti ile hastalığın yaygınlığı her zaman paralel değildir; küçük odaklar şiddetli ağrıya yol açabilirken büyük kistler sessiz seyredebilir. Belirtiler çoğu zaman “normal adet sancısı” olarak geçiştirildiğinden tanı ortalama yedi ila on yıl gecikebilir. Ağrı kesicilerle geçmeyen, okul veya iş hayatını aksatan adet ağrısı mutlaka değerlendirilmelidir. Endometriozis nasıl teşhis edilir sorusunun ilk adımı da bu belirtilerin ayrıntılı biçimde sorgulanmasıdır.Adet Döneminde Şiddetlenen Ağrı
Endometriozisin en tipik belirtisi, adetten birkaç gün önce başlayıp adet boyunca artan ve yıllar içinde giderek şiddetlenen kasık ağrısıdır. Bu ağrı, rahim dışındaki odakların da adet döneminde kanaması ve çevre dokularda iltihaplanma oluşturmasından kaynaklanır. Ağrı belin alt kısmına ve bacaklara yayılabilir. Gençlik yıllarında hafif olan adet sancısının zamanla dayanılmaz hâle gelmesi önemli bir uyarı işaretidir. Ağrıya bulantı, kusma, ishal veya halsizlik eşlik edebilir. Bazı kadınlarda adet kanamasının miktarı da artar ve adet öncesi lekelenmeler görülebilir.Kronik Pelvik Ağrı ve İlişki Sırasında Ağrı
Hastalık ilerledikçe ağrı yalnızca adet dönemiyle sınırlı kalmaz ve ayın büyük bölümüne yayılan kronik pelvik ağrıya dönüşebilir. Bu ağrının temel nedenleri, organlar arasında oluşan yapışıklıklar ve sinir uçlarının sürekli uyarılmasıdır. Uzun süren ağrı uyku, iş verimi ve ruh hali üzerinde de belirgin etki bırakır. İlişki sırasında, özellikle derin temasla ortaya çıkan ağrı da endometriozisin sık görülen belirtilerindendir. Bu durum genellikle rahmin arkasındaki bağlara ve vajinanın arka bölümüne yerleşen odaklarla ilişkilidir. İlişki sırasında ağrı yaşayan kadınlarda disparoni (ağrılı ilişki) tedavisi planlanırken endometriozis mutlaka araştırılmalıdır.Bağırsak ve İdrar Yolu Belirtileri
Endometriozis bağırsağa veya mesaneye yerleştiğinde, sindirim ve idrar yolu belirtileri ortaya çıkar. Bu belirtiler çoğu zaman adet döneminde belirginleşir ve bu yönüyle diğer hastalıklardan ayrılır. Dikkat edilmesi gereken başlıca bulgular şunlardır:- Adet döneminde artan ağrılı dışkılama,
- Şişkinlik, kabızlık veya ishal atakları,
- Adet döneminde dışkıda kan görülmesi,
- Ağrılı veya sık idrara çıkma,
- Adet döneminde idrarda kan görülmesi.
Endometriozis Evreleri Nelerdir?
Endometriozis hastalığı nedir ve ne kadar yaygındır sorusunu yanıtlamak için en sık Amerikan Üreme Tıbbı Derneği’nin (ASRM) evreleme sistemi kullanılır. Bu sistem, odakların sayısını, derinliğini, yumurtalık kistlerinin varlığını ve yapışıklıkların yaygınlığını puanlayarak hastalığı dört evreye ayırır. Evreler şöyle özetlenebilir:| Evre | Tanım | Temel Özellikler |
| Evre I | Minimal | Az sayıda, yüzeyel ve küçük odaklar |
| Evre II | Hafif | Daha fazla ve biraz daha derin odaklar, belirgin yapışıklık yok |
| Evre III | Orta | Çok sayıda derin odak, küçük çikolata kistleri, yer yer yapışıklıklar |
| Evre IV | Ağır | Yaygın derin odaklar, büyük çikolata kistleri, yoğun yapışıklıklar |
Derin Endometriozis Nedir?
Derin endometriozis, odakların karın zarının 5 milimetreden daha derinine işlediği ve çoğu zaman komşu organların duvarına yerleştiği ileri formdur. En sık rahmin arkasındaki bağlarda, vajina ile rektum arasındaki bölgede, bağırsakta, mesanede ve idrar kanallarında görülür. Endometriozis ne demek sorusunun en ağır klinik karşılığı olan bu tablo, şiddetli ağrı ve organ işlevlerinde bozulmaya yol açabilir. Derin endometriozisin tanısında deneyimli bir hekim tarafından yapılan transvajinal ultrasonografi ve pelvik MR büyük önem taşır. İdrar kanalını tıkayan odaklar herhangi bir belirti vermeden böbrekte hasara yol açabileceğinden düzenli takip gerekir. Endometriozis nasıl teşhis edilir sorusu bu formda, cerrahi planlamayı da kapsayan ayrıntılı bir görüntüleme sürecini ifade eder. Tedavisi, bağırsak ve idrar yolu cerrahisini de gerektirebilen ileri düzey laparoskopik deneyim ister. Bu nedenle derin endometriozis, alanında deneyimli endometriozis doktorları tarafından gerektiğinde genel cerrahi ve üroloji ekipleriyle birlikte yönetilmelidir. Doğru planlanmış tek bir kapsamlı ameliyat, tekrarlayan ve yetersiz girişimlerin önüne geçer.Endometriozis Nasıl Teşhis Edilir?
Tanı süreci, belirtilerin ayrıntılı sorgulanması ve jinekolojik muayeneyle başlar. Muayenede rahmin hareketinde kısıtlılık, rahim arkasında hassas nodüller veya yumurtalıklarda büyüme saptanabilir. Endometriozis belirtileri muayene bulgularıyla birlikte değerlendirildiğinde, tanı için en uygun görüntüleme yöntemi belirlenir. Endometriozis hastalığı nedir sorusunun kesin yanıtına ulaşmak için kullanılan başlıca yöntemler şunlardır:- Transvajinal ultrasonografi: Çikolata kistlerini ve deneyimli ellerde derin endometriozis odaklarını gösterir,
- Pelvik MR: Derin endometriozisin yayılımını ve organ tutulumunu ayrıntılı biçimde ortaya koyar,
- CA-125 kan testi: Yükselebilir, ancak başka durumlarda da arttığı için tek başına tanı koydurmaz,
- Laparoskopi: Odakların doğrudan görülmesini ve biyopsi alınmasını sağlayan kesin tanı yöntemidir.
Endometriozis Tedavisi Nasıl Yapılır?
Endometriozis tedavisi; ağrının şiddetine, hastalığın yaygınlığına, kadının yaşına ve gebelik planına göre kişiye özel olarak belirlenir. Tedavinin hedefleri ağrıyı azaltmak, hastalığın ilerlemesini durdurmak, doğurganlığı korumak ve tekrarlama riskini en aza indirmektir. Bu hedeflere ulaşmak için ilaç tedavisi, cerrahi veya ikisinin birlikte kullanıldığı yaklaşımlar uygulanır. Gebelik planı olmayan ve ağrı yakınması ön planda olan kadınlarda genellikle önce endometriozis ilaç tedavisi denenir. Büyük çikolata kisti, derin endometriozis veya ilaca yanıt vermeyen ağrı varlığında ise cerrahi gündeme gelir. Gebelik isteyen kadınlarda tedavi planı, doğurganlık durumu birlikte değerlendirilerek yapılır.Endometriozis İlaç Tedavisi
Endometriozis ilaç tedavisi, östrojenin etkisini azaltarak odakların büyümesini baskılamayı ve ağrıyı kontrol altına almayı amaçlar. Hastanın durumuna göre tercih edilen başlıca ilaç grupları şunlardır:- Ağrı kesici ve iltihap giderici ilaçlar (NSAİİ),
- Kombine doğum kontrol hapları,
- Dienogest gibi progesteron türevi ilaçlar,
- Rahim içine yerleştirilen hormonlu spiral (Mirena),
- Yumurtalık hormonlarını geçici olarak baskılayan GnRH analogları ve antagonistleri.
Laparoskopik (Kapalı) Cerrahi Tedavi
Laparoskopi, karına açılan birkaç küçük kesiden kamera ve ince aletlerle girilerek yapılan kapalı ameliyat yöntemidir. Bu yöntemle endometriozis odakları çıkarılır, çikolata kistleri temizlenir ve organlar arasındaki yapışıklıklar açılır. Açık ameliyata göre daha az ağrı, daha kısa hastanede kalış ve daha hızlı iyileşme sağlar. Çikolata kisti ameliyatlarında sağlam yumurtalık dokusunun korunması büyük önem taşır, çünkü gereğinden fazla doku çıkarılması yumurta rezervini azaltabilir. Derin endometriozisde ise odakların tamamen çıkarılması tekrarlama riskini azaltır, ancak ileri düzey cerrahi deneyim gerektirir. Bu nedenle endometriozis cerrahisi, bu alanda deneyimli endometriozis doktorları tarafından planlanmalıdır.Cerrahi Sonrası İyileşme Süreci
Laparoskopik endometriozis ameliyatı sonrasında hastalar genellikle bir iki gün içinde taburcu edilir. Günlük aktivitelere çoğunlukla bir iki hafta içinde dönülür. Bağırsak veya idrar yolu cerrahisi gerektiren derin endometriozis ameliyatlarında ise bu süre birkaç haftaya uzayabilir. Ameliyat sonrası omuz ağrısı ve karında şişkinlik, karına verilen gaza bağlı olarak kısa süre içinde geçer. Endometriozis kronik bir hastalık olduğundan ameliyat sonrası takip, en az ameliyatın kendisi kadar önemlidir. Gebelik planı olmayan kadınlarda ameliyat sonrası hormonal tedavi, hastalığın tekrarlama riskini belirgin biçimde azaltır. Yumurtalık ameliyatı geçiren kadınlarda ise geçirilmiş yumurtalık cerrahisi sonrası rezervin AMH ile izlenmesi, gebelik planlamasına yön verir.Endometriozis ve Kısırlık: Endometriozis Gebe Kalmayı Engeller mi?
Endometriozis gebe kalmayı zorlaştırabilir, ancak her zaman engellemez. Endometriozisli kadınların önemli bir bölümü doğal yolla gebe kalabilir. Endometriozis neden olur ve doğurganlığı nasıl etkiler sorusunun yanıtı; tüplerin yapışıklıklarla tıkanması, yumurta kalitesinin bozulması ve karın içindeki iltihabi ortamın sperm ile embriyoyu olumsuz etkilemesi gibi mekanizmalarla açıklanır. Çikolata kistleri ve bu kistlere yapılan ameliyatlar yumurtalık rezervini azaltabilir. Bu nedenle gebelik planlayan kadınlarda kist ameliyatı kararı titizlikle verilir. Ameliyat öncesinde azalmış yumurtalık rezervi açısından değerlendirme yapılır. Gerekli durumlarda gebeliği ileriye erteleyen kadınlara yumurta dondurma seçeneği sunulabilir. Hafif endometriozisi olan ve tüpleri açık genç kadınlarda yumurtlama takibi ve aşılama tedavisi ile gebelik elde edilebilir. İleri evre hastalık, ileri yaş veya tüp hasarı varlığında ise tüp bebek tedavisi en etkili seçenektir. Endometriozis tedavisi doğurganlık hedefiyle planlandığında, kapsamlı infertilite tedavisi değerlendirmesiyle birlikte ele alınır.Endometriozis Tehlikeli mi?
Endometriozis iyi huylu bir hastalıktır ve kanser değildir. Ancak kronik ve ilerleyici seyri nedeniyle yaşam kalitesini ciddi biçimde etkileyebilir. Endometriozis ne demek sorusunun gündelik hayattaki karşılığı çoğu zaman uzun yıllar süren ağrı, iş ve sosyal yaşamda kısıtlanma ve gebe kalmakta güçlüktür. Tedavi edilmediğinde ortaya çıkabilecek başlıca sorunlar şunlardır:- Organlar arasında yoğun yapışıklıklar ve kısırlık,
- Bağırsak tutulumuna bağlı daralma veya tıkanma,
- İdrar kanalının tıkanmasıyla sessiz böbrek hasarı,
- Çikolata kistinin yırtılması veya yumurtalığın dönmesi,
- Kronik ağrıya bağlı depresyon ve kaygı.